15 Ocak 2015 Perşembe

Akıllılar Hapishanesinde Delirmek


Akılsız Başın Cezasını Ayaklar Çeker

Genç kız tüm gün koşturmaktan artık harap olmuştu. Hemen hemen her gün bu tempoda hayatını sürdürüyordu. Bir kaç sene önce yaptığı seçimleri ona bunları yaşatıyordu. Çünkü o seçimi yapmasa idi muhtemelen şu anda bu kadar koşturuyor olmayacaktı. Ama huzurlu ya da mutlu olabilecek miydi bilinmez. Aslında pişman da değildi..Ama gerçekten bitkinlik sınırını da aşmış olmalıydı artık. Akşama doğru evine dönmeden önce arkadaşıyla bir yerlerde kahve molası vermek istedi. Ayakları çok ağrıyordu. Eve döndüğünde ayaklarını ovuyor, gayriihtiyari acısı yüzüne vuruyordu. Gün içinde koştururken yavaşlamaya başlıyor, kendisini ayaklarına sitem ederken buluyordu. İstemeden de olsa arkadaşına da derdini yandı. Arkadaşından ' Geçmiş olsun gibisinden bir ilgi ya da ayakları için iyi gelecek bir öneri beklerken arkadaşı şunu söyledi:
 - Akılsız başın cezasını ayaklar çeker.
 Kız öylece kalakaldı. İlk defa duyduğu bir sözdü bu. Hızlıca bir düşündü anlamını. Doğruydu maalesef. Bir takım işlerini akıllıca düşünerek yapmayı hedefleseydi şu anda ayakları ağrıyor olmayacaktı. Ama arkadaşının bilmediği konu da şu idi. Çevresinde çok akıllı olarak tanınmak, insanların beklentilerinin bu yönde olması onu yormuştu.
' O akıllıdır. O işini bilir. O başarır. Biz ona güveniyoruz. ’ onun için de kurulurdu vakti zamanında. Sanki üzerine akıllı bir etiket yapışıyormuş gibi hissettiğini, akıllılar hapishanesinde delirmekten korktuğunu hatırlıyordu. Akıllı uslu geçirdiği dönemler ona olgunluk katmıştı. Ama sabrederek dağılıp gitmesini beklediği üzüntüler kaybolmamıştı.
 Anlamıştı ki, aklıyla belki sadece kendi hayatını kurtarabilecekti. Bir başka sevdiğininkini değil. Üstelik o sevdikleri farkında olmasalar da sahip oldukları üzüntüler artık onların birer organı olmuştu. O üzüntüler yok olduğu zaman sanki onlar da yok olacakmış gibiydi. Onlar üzüntüleriyle yaşarken, o aklıyla kendisine muhteşem bir hayat kuracaktı. Onları teselli edecek, yaralarını saracaktı. Kiminin gurur kaynağı olacaktı. Ama içten içe anlamıştı ki sevdiği insanlar birbirlerini üzerken, hatta zulmederken onun aklı ile başardıkları herkese mal olacaktı. Lakin bir gün dağılıp yok olmasını umduğu üzüntüler hala orada olacaklardı. Maalesef akıllı olduğu için bunu görmüş ve anlamıştı.

Kendi Kafasını Koparan İnsan Modeli

  Bir gün önüne çıkan farklı bir koşulda normalde davrandığının tam tersi davranmayı tercih etmişti. Hep akıllı davranmaktan bıkmıştı çünkü. Bu sefer  de yapmak zorunda olduğu tercihi değil, kalbinde yapmak istediği şeyi tercih etmişti. Üstelik yaptığı seçimi onu öyle bir savurmuştu ki, artık yaşadığı hayatın akıllı bir tarafı kalmamıştı. .
Hep ruhuna fısıldayan o nazlı çocuğun sesini dinleyiveresi gelmişti işte… Nazlı çocukla yeni tanışmıştı nihayetinde. Acemilik çekip onunla konuşmayı beceremediğinden yaptığı seçim de tepetaklak olmuştu. Sonuçta yeni doğan bir bebeğin ölümü gibi bir duyguyla karşı karşıya kalıvermişti. Çünkü aklı ve ekibi onu rahat bırakmamıştı. Aklı ve nazlı çocuk arasında bocalamak onu o kadar yormuştu ki her ikisini de bırakıp gitmenin tek yol olduğunu düşünmüştü. Kendi kafasını koparmıştı işte. Keşke bir kertenkele olsaydı da kuyruğunu koparsaydı.Yeniden çıkardı hiç olmazsa. Artık daha önce sahip olduğu aklı yanında olmadığı gibi nazlı çocuğu da yoktu hayatında. Yaptığı tercihinde ahlaksızlık ya da kötülük olmadığından onun için devasa bir sorun yoktu. Sadece teselli ve gurur kaynağı olmamıştı. Hayal kırıklığının ta kendisi olmuştu.

 Turkısh Usulü Harakiri

Bilirsiniz işte. Mutlaka vardır bu durumda olan bir tanıdığınız. Sorumluluk daha çok o insanlara verilir. O başarmak zorundadır. Yoksa konu komşuya rezil olmak vardır Allah Muhafaza! Çünkü o diğerlerinden daha akıllı olduğu ve parlak bir gelecek vaat ettiği için yapmak zorundadır. Eğer başaramaz ise cezası ölümdür. İnsanlar diğer akılsızların başarısızlıklarını normal görüp aldırmazken, parlak çocuğa aynı hoşgörü gösterilmez. Muhafızlaaaar... Vurun kellesiniiii !!! Aslında kız doğru olanı yapmış. Cellatların kellesini uçurması zevkini tattırmak istememiş onlara. Turkısh usulü harakiri de bu olsa gerek:)
Kız, arkadaşının söylediği cümlenin doğruluğunu düşünüyordu. Bir zamanlar sıkıldığı akıllı olma özelliğine şimdi ne kadar ihtiyacı olduğunu anladı. Kopardığı kellesini de özledi o anda ' Keşkem yedekleseydim. Tühhh ' diye sızlandı incedeeen inceden. Ama işin ilginç  tarafı insan zamanla bu özelliğini kaybede bilir mi sorusunu kendine sormasıydı. Çünkü eskisi gibi düşünemiyor hayata bakamıyordu. Üstelik hala akıllı olmak istemiyordu. O zaman biraz daha ayakları ağrımalıydı.
O hem akıllı  hem de akılsız olmayı deneyimlediği için bunun gerçekten hayatımızda önemli bir özellik olduğunu  tescillemiş oldu. Aslında yine aklını kullanarak çok farklı seçimler yine yapabilirdi. Hala... Kafasını kullanmak istemiyor. Ama o da bunalmış mıdır nedir anlamadım. Hayat bazen yapıyor bu tarz eşek şakaları.


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder